Kayıtlar

Tükenmez Kalemle Yaptığım Çizimler II

Resim
Merhaba arkadaşlar! Daha önce yaptığım çizimleri paylaşmıştım ve zaman geçtikçe yenilerini ekliyorum. Umarım kendimi geliştirerek devam ederim. Neden tükenmez kalemde kara kalemler değil diye soranlar olabilir. Kara kalemle istediğim gibi canlı çizemediğim hissine kapılıyorum. Bir hobi olarak yapılıyor olsa da ortaya çıkan şeyin güzel gözükmesini herkes ister. Kara kalemle yaptığım çizimlerle o kadar uğraşsam da istediğim vurgu ve canlılığı alamadığımı fark etmiştim ve ilk kez tükenmez kalemle çizmeye başlamamda tamamen öylesine bir durumdu. Yakınımda bir kurşun kalem yoktu. Bende tükenmez kalemle öylesine bir karalama yapmak istedim, sonuç beklediğimden iyi olunca bunun üzerinde ilerlemek istediğimi fark ettim. Her ne kadar kurşun kalemi silme imkanız olsa da tükenmez kalem de böyle bir şansınız olmuyor. Ve bu insanı daha iyi çizmeye iten başka bir neden bence. Kusursuz çizmek nasıl bir şey bilmiyorum. Ama umarım yakında kusursuza yakın nasıl çizilir öğrenirim. :) İnsa...

INNA

Resim
Hani bazı insanlar vardır. Beğendiği şarkıyı belki yüz kez sarar sarar baştan dinler. Hah işte bende onlardan biriyim. İki gündür iki şarkıyı belki iki yüzü kez dinlemişimdir. Melodisi, sözleri, şarkıcının sesi... Hepsi bir hoş ki sormayın gitsin. Bu şarkı yüzünden post atma isteğiyle doldum. Postun konusu başlıkta da yazdığı gibi Inna! Neden Inna? Şöyle ki bu sevimli kızı senelerdir takip ediyorum ve her sene kendini çok ama çok iyi bir biçimde geliştirerek çıkıyor sevenlerinin karşısına. Ve Inna'nın Türk ünlüleri bile kenara attıracak bir İstanbul aşığı. Neredeyse her yaz burada. Oda yetmiyor dünyanın her köşesinden izlenen kliplerini bir de Türkiye'de çekiyor. Daha ne olsun. Bildiğiniz Türkiye Turizm Bakanlığı tarafından görevlendirilmiş gibi yabancılara ülkemizi tanıtıyor kızcağız. Ayrıca yaptığı röportajlar ve kendi çektiği videolarda hem Türkçe konuşmaya çalışıyor hem de Türk kültürüne olan aşkını ilan ediyor. İlk başlarda acaba bu kız Türk mü diye düşünmeden ed...

Bu Ayın Ganimetleri

Resim
Ne keşfettim? Tabi ki de mükemmel sesler! Özellikle daha önce nasıl denk gelmedim dediğim bir ses Troye Sivan şarkılarıyla beni benden aldı. Hatta beni böyle bir post yazmaya iten de parçalarını başa sara sara dinlememdir. Onu Zella Day takip etmekte ve sıra benim baya uzamakta. Uzun zamandır yeni şarkılar dinlememiştim. Aramadığımdan değil dişime göre bir şeyler bulamadığımdan! Ama bilinmez bir parçaya tıklayarak birden bire gönlümü fetheden bir çok isim bulmamda benim için bildiğiniz bir keşif oldu. Telefonumdan dinlemekten ve her yerde duymaktan gına gelinen parçaları silerken tipimi görmeniz gerekirdi. Tamam popüler olan şarkılar iyidir, kalitelidir ama günde zilyon kez dinleyince hepsi Ankara'nın Bağlarını dinlemekten farksız hale geliyor. Tabi Ankara'nın şarkılarının da kendisine göre bir şanı var amacım o tarz dinleyenlere laf atmak değil. Çünkü bende dinliyorum. Neredeyse her çeşit müzik dinlerim. O anki ruh halimle alakalı. Postu yazmaktaki asıl amacım, her ...

Bir Blogger Bir Vloggera Karşı

Resim
Bir Blogger Bir Vloggera Karşı! Ağız burun girişilen bir mahalle kavgası kadar şiddetli, anne terliği gibi isabetli ve ağbi dayağından daha çileli bir hikaye bu.  Birbirine düşman iki  İnternet fenomeni..  Nergis makineli tüfekten hızlı, Can gülün dikeninden sivri...  İki inatçı keçi misali bir yolda, hayır hayır bir blogta karşılaştılar.  Ve La Fontaine dedi ki;  Keçilerin inatçısı suya düşer boğulur İnsanların inatçısı kim bilir ki ne olur? Küçük bir alıntı: Kılıçlar çekildi. Ellerinde baltalarla ileri sürüldü ordu.  Silah sesleri yeri göğü inletiyordu.  "Kes be kes! Ne silahı ne göğü kızım, manyak mısın sen?" dedi Ezgi.  Gözlerimi klavyeden ayırmadan savaş çığlığımı attım.  "O Vlogger bitti! Tam şu anda klavyemde can çekişiyor!" "Peh can çekişiyormuş? Can Dağdeviren mi? Git allasen, klavyede nefessizlikten ölmek üzere olan senden bahsediyor olmayasın!" ----- Bir vlogger bir bloggerla dalga geçe...

Kitap Kapaklarını Yeniliyorum! Kapak Tasarımlarım

Resim
Hani geçen günlerde size bazı kitapların kapaklarını elimde olsa değiştirmek isterim demiştim ya? İşte bir tanesini kendimce değiştirdim. Bu sadece benim görsel tercihim. Güzel olduğuna düşünüyorum ve sizlerinde fikirlerini almak için paylaşıyorum. Özellikle çok beğendiğim bir kitap serisinin kapağıyla başladım, çünkü bu seriye bir haksızlık gibi geliyor Dex'in bastığı kapaklar. Üzerinde tek bir gözün bulunduğu kapak serisi oldukça anlamlı ve hoştu :). Her neyse kapak çalışmam hakkında yorumlarınızı bekliyorum. :) Kitap Adı: Bana Dokunma                                                                Benim Tasarladığım Kapak : Yazar: Tahereh Mafi Orijinal Kapak:

Tükenmez Kalemle Yaptığım Çizimler :)

Resim
    Bir adet morali bozuk bloggerdan selamlar :)   Son zamanlarda canım durduk yere sıkılıyor, moralim bozuluyor, kendimi yorgun ve başı boş hissediyorum. Sanki yapmam gereken bir şeyler var ama yapacak gücüm yokmuş gibi. Ama biliyorum bunların hepsi birer bahane. Bende o bahanelerin ardına saklanmayın kendime iş ediniyordum.   Bu yüzden son bir kaç gündür stajın verdiği stresi ve evden uzak olmanın getirdiği sıkıntıyı çizmeye verdim. Kabul etmeliyim kafamı rahatlattım. Sizlere de tavsiye edebilirim, okumak, müzik dinlemek ya da çizim yapmak hepsi mükemmel birer ağrı kesici. Ben genellikle portre çizerken zamanın nasıl geçtiğini anlamam. Ne kadar sıkılmışsam iki günde üç tane birden çizdim. Sıkıntı işte insana her haltı yaptırıyor. Çizdiklerim hemen aşağıda belki hoşunuza gider :)

Photoshop'ta ki Çalışmalarımın Öncesi ve Sonrası :)

Resim
Bir kaç yıldır Photoshop programıyla amatör bir biçimde uğraşıyorum. Herhangi bir özel eğitim almadan kendi kendimi geliştirdiğim, her çalışmamda bir şeyleri kattığım bir hobi haline geldi. O kadar ki ileride bunu mesleki hayatımda da görmek istiyorum.  Bu sebeple de  ileri ki günlerde kapaklarını beğenmediğim bazı kitaplar için yeniden kapak dizayn edeceğim. Sonrasında da öncesi ve sonrası şeklinde paylaşacağım buradan. Böylece belki yayın evleri, okurların bazı konulardaki fikirleri ve eleştirilerini duyup kulak verir. Kulak vermiyor muyuz dediklerini duyar gibiyim. Elbette dinledikleri noktalar vardır ama bazen bir kapak ve içeriği arasındaki uyumu tutturamama gibi illet bir hastalığa yakalanıyorlar ve bize de bu hastalığı en hızlı yoldan bulaştırıyorlar.  Kitap kapağı insan vücudundaki deridir bence. Derimizde ki en önemsiz hastalık bile bizi rahatsız eder. Elimize geçen kimi kitaplarda bu durumdan müzdarip işte. Derileri hasta, can çekişiyorlar, ha öldüler ...